“Kontrolsöz makina girişlerinin durdurulması, bazı sınırlamalar getirilmesi, emek yoğun çalışma ortamlarının yaratılması neredeyse otomatik makina larla matbaa cı olmasına lüzum olmayan kişilerin çalıştırdığı on binlerce kişinin işini tek başına yapan bir kaç makina ile üretim yapmaktan vazgeçilmesi sorunları büyük ölçüde çözecektir.” İstanbul Ciltciler ve Matbaacılar Odası Başkanı Ökkeş Alparslan, sektörde hesapsız bir şekilde yapılan makina alımlarının sürekli değişen teknolojiyle birlikte değersizleştiğini ve atıl bir durum yarattığını söylüyor. 70 milyonu aşan Türkiye için makina eksenli değil emek eksenli istahdam eksenli bir politikanın geliştirimesi gerektiğini savunuyor.
2010′da 3. Matbaacılar sitesi ‘nin faaliyete başlaması için gerekli girişim ve motivasyonu sağlamayı hedefleyen İstanbul Ciltciler ve Matbaa cılar Odasının başkanı oda faaliyetleri ve sektörel durum üzerinden değerlendirme yaptı.
İstanbul Ciltciler ve Matbaa cılar Odasını Tanıtırmısınız?
Odamız matbaa cı ve ciltçi sanatkarımızın yanlarında çalışanların mesleki ve teknik ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlerine uygun olarak gelişmelerini ve mesleki eğitimlerini sağlamak meslek mensuplarının birbirileriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak öesşel d,s,ğş,n, ve ahlakını korumayı amaçlayan 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Yasasına tabi kamu kurumu niteliğinde bir kuruluş.
Üye yapımız sermayesi tüccar sayılmayacak mertebede daha çok kendi emeğiyle çalışan mesleğini çekirdekten öğrenmiş gelişen teknoloji ve ekonomik şartlar piyasa beklentilerindeki değişiklikler nedeniyle maalesef istihdam yaratmak yerine yüzlerce işcinin işini yapan makinaların yurda sokulmasından dolayı çalışma hayatından çekilmeye başlamış sanatkarlardan oluşmaktadır.
Odamıza üye olmak için herşeyden önce usta matbaa cı yada usta ciltci olmak gerekir.
Geçtiğimiz yıl içinde ne gibi faaliyetlerde bulundunuz? Sektör adına ne gibi katkıda bulundunuz?
Teknolojik gelişmeler ve kullanılan materyal üyelerimizin imkanları ile karşılanamamakta bir kısım üyemiz bu yarışa girerek şirketleşmekte, bir kısım üyemiz ise mevcut durumu sürdürmeye çalışmaktadır. Ancak, şirketleşen ya da bir şekilde makineleşmeye yoğunlaşan meslektaşlarımızın sorunları bu durumda da bitmemekte. Bir makinanın kredisi bitmeden yeni bir makina çıkmakta, talep bu şekilde çok kısa sürelerde değişmekte, bir sene önce milyon dolar yada eurolara alınan makina lar bir sene sonra bir kaç yüz bin dolara kadar düşmekte. atıl hale gelmektedir. Bu durumda, henüz borcunu ödeyemediği makina sı ile talep değiştiği için hale gelmiş makina yığınlarına sahip bir sektör oluşmaktadır.
Biz, bu sonucu yıllar öncesinden görerek üyelerimize duyurmaya çalışmış devletin bu konuda mevzuat değişikliğine gitmesi yolunda görüş beyan etmiştik.
Bunun yanında, sanatkarımız için arzu edilen çalışma koşullarına uygun yer temini için ön ayak olduğumuz bir iş merkezinin yapımı faaliyetlerinin sürdürülmesini sağladık.
Rutin, üyelik işlemleri, belge temini dışında, kapasite raporları hazırlatarak, üyelerimizin ekonomik kaynak bulması için çabaladık. Bu şekilde KOSGEB kredilerinden yararlanma imkanı sağladık. Özellikle, bu şekilde sağlanan kredi imkanları için gerek kaynak yaratan kamu kurum ve kuruluşları ile bakanlıklara, gerekse Konfederasyonumuza teşekkürü borç biliyoruz.
2010 gündeminizde neler var?
2010, bütün meslek odalarının seçim yılıdır. Bu yıl, arzumuz, devletin yurdumuzun bir makina çöplüğü olmasını engellemek, özellikle emek yoğun çalışma imkanı sağlayarak, sanatkarlarımıza yeni bir heves vermesini sağlamak amacına yöneliktir.
Ayrıca, üyelerimizin kredi imkanlarını arttırmak, toplumun modern teknolojinin imkanlarından yararlanırken tercihlerini belirlemede aynı organizmanın parçaları olan esnafların yaşamasını sağlamak için bu yönde seçici olması gerektiğini aksi halde biz esnaf ve sanatkarların çalışma hayatından çekilmesinin, çalışma hayatını onlarında ekonomik ortamlarını etkileyecek bir şekilde zarar vereceğini hatırlatmaya yöneleceğiz.
Mesleki birliğimizin ve bilgi ve görgümüzün artması tecrübelerimizin paylaşılması için başlamasına ön ayak olduğumuz 3. Matbaacılar sitesi nin bu sene faaliyete başlaması için gerekli girişim ve motivasyonu sağlamak da hedefimiz arasındadır.
Basım sanayiinin ekonomideki rolü dikkate alındığında sektörün gelişimi için neye ihtiyaç var?
Basım sanayini sadece dergi, kitap, cilt olarak değil de ambalaj, etiket, davetiye hatta tekstil ürünleri üzerine baskı şeklinde düşündüğümüzde her hangi bir malın satışa arzında en etkili unsurların, sektörümüzün elinden geçtiği görülecektir.
Fakat ucuz işçilik ve özelliğinden ziyade albenisi nedeniyle tercih edilen mamuller dünya ekonomisindeki daralma nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşanıyor, daha da artacaktır. Bu durumda çalışma hayatının emek yoğun çalışılacak şekilde yeniden planlanması gerekliliği askinin yapılması halinde çığ gibi büyüyecek işsizlik ve sonucunda gelecek olan süflileşmenin önlenemezliği düşünülmeli. Bu kamu erkini elinde bulunduran geleceğimizi planlayan iktidar sahiplerinin buna göre hareket etmesini zorunlu kılmaktadır.
Bugün itibariyle basım sektörünün temel problemleri nelerdir sizce? Sorunların giderilmesi konusunda sizlerin ne gibi önerileri ve çalışmaları var?
Bundan beş sene önce sektörümüzün dünyanın en iyi makina parklarından birine sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu durum neredeyse fasılasız bir şekilde değişen teknoloji nedeniyle atıl hale gelmekte, bir makina nın bedeli karşılanmadan aynı işi farklı özelliklerle gören diğer bir makineye yönelim nedeniyle esnaf ve sanatkarımız ciddi bir sıkıntıya düşmektedir.
Kontrolsüz makina girişi, emek değil de teknoloji yoğun çalışmanın önlenemez yükselişi meslekten olmayan kişilerin bilgisayar başında yaptıkları matba sektöründeki insanları atıl bırakmaktadır. Kontrolsüz makina girişlerinin durdurulması bazı sınırlamalar getirilmesi emek yoğun çalışma ortamlarının yaratılması neredeyse otomatik makinalarla matbaacı olması lüzum olmayan kişilerin çalıştırdığı on binlerce kişinin işini tek başına yapan bir kaç makina ile üretim yapmaktan vazgeçilmesi sorunları büyük ölçüde çözecektir. Burada görev kamu erkine düşmekte.
Herkesin Rahatlıkla matbaa açtığı bir dönem yaşıyoruz. Haksız rekabetin yoğunlaştığı basım sektöründe nasıl bir tavır ile hareket etmek gerekiyor? Sizlerin oda olarak bir yaptırım gücünüz varmı?
Maalesef herkes matbaa açmıyor. Bilgisayardan anlayan herkes kendisini matbaacı kabul ediyor. Meşrebine uygun bir makine sipariş ediyor. Birde şirketleşti mi meslek odası denetiminden kurtuluyor. Bu mesleği icra etmek isteyen kişinin işyeri açmak için öncelikle ustalık belgesine sahip olması gerekmektedir. Belediyelerin de bu hususu denetlemesi gerekiyor. Ancak sermaye şirketi olarak kurulursanız bu hususlara peki dikkat edildiği söylenemez. KAldı ki neredeyse her birisi entegre birer tesis olan makinelere ham kağıdı koyup son aşamasına kadar üretilmiş üretim yaptırabildiğiniz oluşumlarda bilgisayar başındaki bir adam herşeye yetiyor. Bizim de oda üyesi olmayan iş yerlerini denetleme gibi imkanımız yok. Vazifemizi yaptığımızda kendi üyelerimi üzerinde etkili oluyoruz. Ancak diğer işletmeler bu tür denetlemelerin dışında kaldığından onların lehine haksız rekabet oluşuyor son durumumuz budur.
Basım Sanayi Eğitim Vakfı (BASEV) Son bir kaç aydır Basım Sanayicileri Derneği (BSD) Kurulması konusunda yoğun girişimlerde bulunuyor. Böyle bir oluşumdan haberiniz var mı? Bu derneğin kurulmasına yönelik sizlerin değerlendirmesi nedir?
Derginizin talebi üzerine haberdar olduğumuz Basım Sanayicileri Derneği kurma çabaları bizi bahtiyar eder. Adı üzerinde sanayici yani esnaf ve sanatkar kıstasından farklı sermaye şirketi yada sermayesi birinci sınıf olan işletmeciye yönelik bir dernek söz konusu olacak. Sermayesi sanayici olacak kiyafette meslektaşlarımızın şuana kadar arzetmeye çalıştığımız kamu erki nezdinde ricacı olmaları bizze ancak güç verecektir. Fakat aşırı teknoloji düşük yoğunlukta emek kullanımı hem mesleğimizin sonu hemde iş imkanları dolayısıyla müşteri olma potansiyeli azalmış bir toplum demek olduğundan bu mantıkla hareket edecek sanayicilerimize girişimcilerimize tekstil sektörünü hatırlatmak isteriz. Sadece ihraca yönelik çalışan bu sektör yurt dışındaki en ufak bir değişiklikte yaprak gibi titremekte ve çok büyük krizler yaşamaktadır. Değerli sanayicilerimizin muhterem müteşebbislerimizin insanımıza iş sahası kazandırmak amacıyla hareket etmesini dışarıyla rekabet için kapsamlı makineler yerine devletten ricacı olup gümrük duvarlarının korumasını sağlamasını isteriz. Belki bu sözlerimiz serbest piyasa ekonomisine aykırıdır diye düşünülebilir beşiği olduğu söylenen ülkelerin kendi milli kuruluşları sanayicileri iş adamları söz konusu olduğunda ne kadar korumacı olduğuna bizzat şahit olduk. Görüşlerimizin bu çerçevede değerlendirilmesini muradederiz.
Yeni dönemde gündeminizde BASEV ile bir işbirliği yapılması konusundaki düşünceleriniz neler? İşbirliği için nasıl bir yol haritasına ihtiyaç var?
Sektörümüze katkı sağlayacak her türlü oluşuma hizmet etmeye hazırırız. Sanatkarımıza iş imkanı sağlayacak dünya ile rekabet şansını arttıracak sanatımızın sürdürülmesini sağlayacak hüsnüniyetli her çabanın yanındayız. Kamu kuruluşu niteliğimiz çerçevesinde anlaşıldığı kadarıyla kuruluş aşamasında olan Basım sanayicileri derneği ile kuruluşunu tamamladıktan sonra teşkilat yasamız çerçevesinde çalışmaktan mutluluk duyarız.
Son olarak önümüzdeki yıllarda basım sektörü için ne gibi fırsatlar ve tehditler olacağını öngörüyorsunuz?
Basım sektörünün önünde iki tehdit vardır. Birincisi makineleşmenin ve bilgisayara dayalı üretimin matbaacılık ve ciltçilik mesleğinin sonunu getirme ihtimalidir ki bunu bizzat yaşıyoruz. İkincisi de bu sadece mesleğimizin değil tüm sektörlerin baş belasıdır kanaatindeyiz, ucuz diye dışarıdan almak kaliteli diye dışarıdan almak farklı diye dışarıdan almak. Bu bir davranış biçimi maalesef herkesin komik bulduğu kışın kutlandığı için çocukluğumuzda portakal ve elmayı simgesi olarak gördüğümüz yerli malı kullanma meselesi. Onuncu yıl marşı ne diyor. On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan demiş büyüklerimiz 1933′te. Yıl 2010 herhalde 73 milyon olduk. Kadınlarımız ağırlıklı bir şekilde çalışma hayatına girdi, herkese iş bulunacak bunu planlamak uygulamak devletin işi. Devlet bunu uygularken sektörleri yeniden düzenlemeli. Nasıl? emek yoğun Aksi halde arzetmeye çalıştığımız üzere kendi kendine yetmeyen talimat almadan iş yapamayan müteşebbis ruhunu kaybetmiş üzerine ölü toprağı serpilmiş insanlardan oluşan tinsiz bir güruha dönüşeceğiz.
Milli bilincimizi kişisel hissiyatımızı kaybedeceğiz. yok olup gideceğiz. Başkalaşacağız. Bu da bir seçim olabilir. Ama bunun bize rahatlık ve huzur getireceğini nereden biliyoruz. Tam tersine yozlaşma köleleşmeye doğru giden bir süreç daha eşitler karşısında emir bekleyen bir güruh olmamız anlamına gelecektir. Fırsat dünya ekonomisinin bu zor zamanlarında bu ekonomininin bir parçacı olmak değil tam tersine olmamak fırsatı olacaktır kaanatindeyiz. Dikkat buyurulursa bir çok ülke zor dönemlerinde sıçrama yapmıştır. Bunun sebebi şartların kendi yağıyla kavrulması ihtiyaçlarını kendi imkanları ile karşılama zorunluluğu getirmesi her alanda – ekonomi, siyaset, bilim çözümler üretmeye zorlamasıdır. Bizim itici gücümüz ancak bu olabilir. Yok eğer deniyorsaki mesleğimiz tarihe mal olmak üzere mesleklerdendir. o zaman açılmış okullar buralarda eğitilen gençler yetişmiş elemanların akıbeti ne olacaktır. Japonyada gemi sektöründe sıkıntı yaşandığında devlet çalışanları otomobil sektöründe istihdam etmiş yani eğitimine görgüsüne uygun başka bir iş alanı bulmuş. Çalışan için tek sorun metrelik hata payı yerine artık santimlik hata payıyla çalışmak olmuş. İşgal ettiği makamdan yararlanmak değil işgal ettiği makamın haysiteni yükseltmeyi amaç edinmiş bir insan olarak her ortamda görüşlerimizi dillendirmemize rağmen asıl vazifenin devlet erkini elinde tutanlarda olduğu bilinciyle buradan seslenmek istiyorum. Öncelikle kendilerini yararlı hissetmelerini sağlamak için insanımıza iş bulmak temel amaç olmalıdır. Bunun içinde öncelikle emek yoğun çalışma imkanlarının arttırılması hedeflenmelidir.
Kaynak: Basım Dünyası














