Ötüken Neşriyat

Ötüken Neşriyat 1964 yılında milli kültüre hizmet maksadıyla birkaç üniversite talebesinin harçlıklarını ortaya koyarak Şehzadebaşında yarı bodrum 5m2 lik bir yerde kitap yayınlamaya başlamalarıyla yayın hayatına başlamıştır. İlk neşredilen eser Necip Fazıl ın � Reis Bey� idir.

Çeşitli maddi zorluklarla mücadele ederek, iş disiplini içerisinde hayatını idame ettirmiş, sonraki yıllarda Peyami Safa�nın unutulmuş eserlerini yayınlamaya başlayarak, hamle yapmıştır. Bu arada birkaç yayınevi ile birlikte Anda Dağıtım A.Ş. yi kurmuş ve bu sayede Türkiye çapında güvenilir ve verimli bir dağıtım kuruluşunun meydana gelmesine katkıda bulunmuştur.

1978 yılında ilk kurucuları; Prof. Dr. Ahmet Nuri Yüksel, Nevzat Kösoğlu, Niyazi Özdemir, Prof Dr. H. Fehim Üçışık, Ahmet İyioldu, Özer Revanoğlu, Mustafa Yıldırım, Nurhan Alpay ile Anonim Şirket halini almıştır. Yılmaz Öztuna�nın 14 ciltlik Büyük Türkiye Tarihi, Tarık Buğra, Erol Güngör, Arif Nihat Asya, Cemil Meriç, Fuat Köprülü, Abdülhak Şinasi Hisar gibi edebiyat ve tefekkür tarihimizin belli başlı isimlerini ve eserlerini yayınları arasına almıştır.
Reis Bey’ in İlk Kapak Eskizi
1984 yılında büyük bir yangın geçiren Anda�da Ötüken Neşriyatın bütün eserleri tamamen yanmış, 200�e yakın eser tamamen yok olmuştur.Fakat yayıncılığa zaten sıfırdan başlayan yayınevi bu felaketin akabinde ümitsizliğe kapılmamış yeniden yayın hayatına başlamıştır. Bu zamana kadarki ciddi tutumu ve ticari ahlakı sayesinde piyasadan büyük destek görmüştür. Kısa sürede yeniden yayın hayatına geçmiş ve tamamı te�lif mahsülü 12 ciltlik Yeni Türk Ansiklopedisini neşretmiştir.

Yangından sonra sıfıra inen yayın sayısı 440 ı bulmuş olsada ancak 300 kitabını satışa sunabilmiştir.
Son olarak Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla ortaya çıkan Yeni Türk Cumhuriyetleriyle ilgili edebiyatlara el atmış, Azeri, Özbek, Kırgız başta olmak üzere Türklüğün muhtelif şubelerine ait eserlerin Türkiye Türkçesine kazandırılması sağlanmıştır. Yayınladığı eserler ve yazarlarının büyük bir kısmı orta ve yüksek öğretimde tavsiye edilmektedir.

Ötüken Yayınevi kültürün bilhassa milli kültürün insan hayatında en önemli rolü oynadığı inancı ile yayın politikasını tanzim etmektedir. İnsanların inançları, cemiyetlerin tarihi seyirleri yaşayış tarzımızın maddi ve manevi unsurları milli kültürde şekilleniyor. Yayınevi olarak inançtan tarihe sosyal meselelerden edebiyata kadar her alanda Türkçe ve Türk düşüncesinin mahsullerini ve bu alana katkıda bulunacağına inandığımız tercüme eserleri yayınlamayı gaye edindik. Maksat; Türk fikir, edebiyat ve kültür hayatını köklerimize bağlı kalarak yükseltmek ve geliştirmektir

GÜN IŞIĞI

Ötüken’e 41 kere maşallah!..

29.06.2005

SERVET KABAKLI

ÖTÜKEN Neşriyat’ın Büyük Türk Milleti’ne yayıncılık yoluyla yaptığı hizmetleri bilen bilir. Türk’ün efsanevî “vatan içre vatanı” Ötüken’in adını alan bu yayınevini, birkaç üniversite talebesi, mütevâzı harçlıklarını sermaye yaparak kurmuşlardır… Ticari görünümlü, iş ahlâkına ve millî edebiyat, sanat, tarih hassasiyetlerine sahip olan “Ötüken Neşriyat” ın kuruluş gayesi Millî Kültürümüze hizmettir… Şehzadebaşı’ında 5 metrekarelik bir yarı bodrum katta, Üstad Necip Fazıl ‘ın “Reis Bey” adlı tiyatro eseriyle başlayan kitap yayıncılığı, kuruluşunun 41′inci yılını idrak ettiği günümüzde, biri birinden değerli 600′ü aşkın esere sahip bir mektep hüviyetindedir.

Bu gönül ve ideal ortaklığı, 1978 yılında ilk kurucuları; Prof. Dr. Ahmet Nuri Yüksel, Nevzat Kösoğlu, Niyazi Özdemir , Prof Dr. H. Fehim Üçışık, Ahmet İyioldu, Özer Revanoğlu, Mustafa Yıldırım ve Nurhan Alpay tarafından şirketleştirilmiştir. Ötüken Neşriyat’ın Yayın Yönetmeni Erol Kılınç , bu şirketleşme sırasında, kendi tabiriyle “imtiyazlı personel” olarak katılmıştır Ötüken Ailesi’ne…

Yılmaz Öztuna ‘nın 14 ciltlik Büyük Türkiye Tarihi, Tarık Buğra, Erol Güngör, Arif Nihat Asya, Cemil Meriç, Fuat Köprülü, Abdülhak Şinasi Hisar gibi edebiyat ve tefekkür tarihimizin belli başlı isimlerini ve eserlerini yayınları arasına almıştır.

1984 yılında, Anda Dağıtım’ı bitiren büyük bir yangın felâketinde, yayınladığı 200′e yakın eser, tamamen yanıp yok olmasına rağmen, Ötüken Neşriyat kısa sürede yeniden yayın hayatına geçmiş ve tamamı te’lif mahsülü 12 ciltlik “Yeni Türk Ansiklopedisi” ni de neşretmiştir.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla ortaya çıkan Yeni Türk Cumhuriyetleri ile ilgili edebiyatlara da gönül eli uzatan Ötüken, Azerbaycan, Özbekistan ve Kırgızistan başta olmak üzere Türklüğün muhtelif şubelerine ait eserleri, Türkiye Türkçesi’ne kazandırmıştır. Yayınladığı eserler ve yazarlarının büyük bir kısmı, orta ve yüksek öğretime “tavsiye edilmişler” arasındadır.
41′inci yaşını süren Ötüken’e 41 kere maşallah…

Aziz gönüldaşlarım, hatırlayacaksınız, 25 Haziran Cumartesi günkü yazımda, Ötüken Neşriyat’ın okuyucuya sunduğu, Ziya Nur Aksun ‘un 6 ciltlik “Osmanlı Tarihi” adlı eserinizi dikkatlerinize sunmuştum. Bu yazıdan dolayı siz değerli okuyucularımdan çok güzel yankılar aldım. Ancak bu e-mektuplardan biri, benim “millî kültür ordumuzun kumandanlarından biri” olarak gördüğüm, enerjisini, çalışma azmini büyük bir gıpta ile takip ettiğim, Ötüken Neşriyat’ın Yayın Yönetmeni Erol Kılınç ağabeyimdendi… Gerçek bir münevverin, aydının “teşekkür mektubu” ancak bu kadar nazik ve aydınlatıcı olabilirdi… Buyurunuz beraber okuyalım…

Bir demet sevda gülü…

“AZİZ Dost, samimiyetiyle insanları etkileyen, tevazuu ile insanları yönlendiren kıymetli kardeşim!..

25 Haziran tarihli, bir demet sevda gülüne benzeyen yazını okuyunca, bir hoş oldum. Ziya Bey’in sevincini düşündüm, sana dua ettim. Binbir çileyle yürüttüğümüz Ötüken adına teşekkür etmek için kıvandım. ‘Bunlar normal tepkilerim, sıradan duygular ve davranışlar’ diye düşünüp; sana telefon açmanın bu güzel duyguları tam anlatamayacağında karar kıldım.

Seni, ‘Osmanlı Tarihi’ nin en temel mesajlarından birini kavradığın ve dikkatleri onun üzerine çektiğin için tebrik ediyorum. Osmanlı Tarihi’nin ders kitaplarından itibaren bir postulât gibi zihinlere yerleştirilen tasnifindeki yanlışlık, saçmalık, tutarsızlık; 1299-1453 Kuruluş,1453-1566 Yükseliş, 1566-1699 Duraklama, 1699-1774 Gerileme, 1774-1922 Yıkılma devirleri… Halbuki gerçekte Kuruluş bile, Anadolu Selçuklu Gâzî Sultanlarının, bayrağı (fermanı ve davulu) Ertuğrul oğlu Kayıhan neslinden Kara Osman’a göndermeleriyle başlar… İstanbul fethiyle Roma İmparatorluk Tâcı’nın rakipsiz sâhibi, Büyük Türk Hâkanı… Daha sonra da ‘Halîfe-i Rûy-ı Zemîn’ sıfatıyla İslâm dünyasının temsilcisi olarak hukukî, siyasî ve mânevî nüfûz ve kudretlerin devlet reisinde temsil edildiği bir formasyona dönüşür… Karadeniz ve Kızıldeniz, 300 sene Marmara gibi bir iç denizdir. Doğu Akdeniz ve Ege bizim deniz sahalarımızdır.

1699; 1683′ün noktalandığı tarihtir… Denizlerde Venedik’in başı çektiği deniz mücadelesinin yanı sıra, karalarda Venedik ile Avusturya’nın, öte yanda Rusya’nın açtığı cephelerde, geride İran’ın tehdidi altında iken sürdürülen 16 yıllık bir savaş… Yapılan büyük muharebelerin 9′unu biz, 11′ini düşmanın kazandığı, sadrazamların, vezirlerin şehit düştüğü , saraylarda, köşklerde altın ve gümüşün kalmadığı, asker yetiştirmek için sivillerden birlikler teşkil edilerek cephelere gönderildiği… Ve tek başına mücadele ettiğimiz 16 yıl!.. Hammer’e göre, dünyada hiçbir devlet, bu kadar cephede bunca düşman ittifakı karşısında bu kadar uzun süreyle mücadele ettikten sonra ayakta kalamaz; ama Osmanlı kısa süre sonra yine güçlü bir devlet olarak karşılarına çıkacaktır.

Köksüz tasnifler…

VELHASIL , Türk tarihinin, Osmanlı’nın tasnifleri yanlış, köksüz, gerçeklere dayanmıyor… Bu da onun doğru anlaşılmasına, doğru yorumlanmasına imkân vermiyor. Hânedanları, rejimleri başka başka devletler olarak öğretiyoruz yeni nesillere. Halbuki Atsız Hoca bilhassa Türkiye tarihini 1040 Dandanakan Zaferi ardından kurulan Çağrı ve Tuğrul Beylerin Büyük Selçuklusuyla başlatır, sonra Anadolu Selçuklu Gâzî-Sultanları ve Osmanoğulları ile Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlar. Bu Gâzîlik silsilesi, Çağrı ve Tuğrul Beylerden Reisicumhur Gâzî M. Kemal Atatürk ve hattâ İsmet İnönü’ye kadar bütün devlet başkanlarımızda değişmez… Bu, 965 yıllık kesintisiz bir tarihtir ve bayrak hiç düşmemiştir. ‘Şark Meselesi’ , 26 Ağustos 1071′de Bizans’ın Malazgirt’teki mağlubiyeti üzerine Orta Asya’dan -bir asırdan beri kitleler halinde İslâm’ı Acemler’den ve Araplar’dan Türk kalarak öğrenip gelen- Türkler, ‘Diyar-ı Rum’ u Türkleştirdiği için başlamıştır. Bu maksatla teşkil edilen ‘Arslan Yürekli Richard’ ların hayâsızca akınları, Boz-kurt atılışlı Alperenlerce püskürtülmüş; Kılıç Arslan’ların, Sultan Mes’ud’ların göğüslerinde parçalanmış; asırlar süren Haçlı seferleri Çanakkale’de, Kanal’da, Yemen’de, Kûtülammâre’de, Sakarya’da göğüslenmiş ve bir başka 26 Ağustos’taki taarruzla bugünkü sınırların ötesine atılmıştır…

Tarihimizi böyle bir bütünlük içinde ele almak, ‘sömürge aydını’ görüntüsü veren siyasetçi ve aydınlarımızın zihinlerini bu zillet ve hastalıktan kurtaramaz mı dersin?..

Tekrar teşekkür ederim, Allah razı olsun; hizmetin dâim olsun kardeşim.
Erol Kılınç ”

Posta Adresi

İstiklal Caddesi, Ankara Han, No:99 Kat:3, 80060 Beyoğlu-İstanbul

Telefon +90 (212) 251 0350
Belgegeçer +90 (212) 251 0012

E. Posta otuken@otuken.com.tr

Ankara irtibat bürosu: Yüksel Caddesi 33/5 Yenişehir- Ankara

Telefon +90 (312) 431 96 49

Yorum Bırakın

Powered by WordPress | Matbaacilar.ORG Theme : An Matbaacilar.ORG design by Soner